Kurumsal altyapıların gün geçtikçe daha sanal ve karmaşık hale gelmesiyle birAdılikte bilgi yönetim süreçlerini geliştirmenin bir yolu olarak otomasyon daha fazla önem kazanmıştır. Ayrıca kim veri güvenliği, depolama, uygulama performans izlemenin daha etkili ve hızlı bir yöntemine sahip olmak istemez ki?

Eğer süreçlerinize hakim olmadan otomatik kurumsal altyapı içine yerleştirmeye çalışırsanız iyilikten çok kötülük yapmış olursunuz. Bu durumda, ilk olarak otomasyonun ne zaman ve ne kadar yapılması gerektiğini belirlemelisiniz.

Sorularınızı yanıtlayacağını düşündüğümüz 5 kural aşağıda belirtilmiştir.

1 - Süreçlerinizi Modelleyin

İş Süreçleri Modelleme ve Analiz (BPA) Araçları kulanarak, önce varolan süreçlerinizin görünürlüğünü, hesaplanabilirliğini ve uyaralanabilirliğini modelleyin. Bu hem sistem ve uygulama etkileşimlerini ayrıca insan aktivitelerini kapsamalıdır. Ayrıca, kendinize varolan süreçlerinizde otomasyondan etkilenebilecek zayıf noktaları sorun.

2 - Hedeflerinizi Belirleyin

Mevcut süreçlerinizi anladıktan sonra, hedefler dizisi ayarlanmalı ve seviyelendirilmelidir. İlk öncelik olarak daha kapsamlı iş hedeflerinizle örtüşen amaçları ve otomasyonun nerede maksimum etki yaratabileceğini göz önünde bulundurun.

3 - Hesaplanabilirlik Belirleyin

Hesaplanabilirlik belirlemek önemlidir ve BT personeli ile kısıtlanmamalıdır. Bu aynı zamanda kurumsal lideri ve BT sistemleriniz için çalışan kişileri de kapsamalıdır.

4 - Sürecin belirli bölümlerini ayırın ve otomatikleştirin

Herşeyi aynı anda otomatikleştirmek en büyük hata olacaktır. Bunun yerine, 6-12 aylık bir plan geliştirilip belirli süreçleri ayırmak daha doğru olacaktır. Bu sayede hipotezlerinizi kolayca test edebilir, sonuçları izleyebilir ve sürecinizi ölçebilirsiniz.

5 - Değerlendir ve Ölçekle

Her testten sonra, hedefleriniz karşısında, karınızı değerlendirin, hesaplanabilirliği inceleyin ve sonuçları gördüğünüz otomasyonu ölçeklendirin.

Son olarak, otomasyon ile, son gelişmeleri takip etmek çok önemlidir. Bir çok kurum, özel otomasyon araçları oluşturan büyük teknoloji sağlayıcılarla çalışmak yerine, şebekelendirilmiş, bulut tabanlı uygulamalar ile çalışmayı tercih etmeye başlamıştır. Ancak bunlar yanında hızla gelişen mobil uygulamalar ve hareket halinde işbirliği ihtiyacını da göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Doğru miktarda otomasyonu belirlemek için şu noktalara dikkat etmek gereklidir: Güçlü bir plan geliştirin, ayrı testler çalıştırın ve kurum içinde doğru kadronun sorumlu tutulduğundan emin olun.


Geçtiğimiz dönemlerde, teknolojideki başdöndürücü gelişmeler bazı sektörlerdeki kurumları “geride kalma” endişesi ile sıkıştırarak, teknoloji yatırımları konusunda hızlı ve çok da düşünmeden karar almaya yönlendirdi. Kurumlar pekçok fonksiyonel gereksinime yönelik çeşitli altyapılar kullanıyorlar ve bu çeşitlilik arttıkça karmaşıklık da artıyor ve dolayısı ile bütünü görmek giderek zorlaşıyor. Hem rekabetin ve regülasyonlarn zorlayıcılığı, hem ekonomik iklimin yarattığı maliyet baskısı hem de servis bakış açısının önemi, kurumların etkin bir şekilde bütünü görme gereksinimini artırıyor. Şöyle ki, noktasal bakıldığında bir derde çare olduğu düşünülen bir çözüm aslında kurumun genel teknoloji altyapısı içerisinde değerlendirildiğinde çeşitli verimsizlik ve uygunsuzluklar içeriyor olabilir. Mesela, sistemler arası entegrasyonun eksikliği , bakım yükü, ilgili süreçlerde kullanılan bilginin geçerliliği ve doğruluğu, yarattığı toplam değer, bunların kurum politika ve stratejileri ile uyumu gibi parametrelerle bakıldığında, çözümün ne derece verimli veya verimsiz konumlandırıldığına yönelik veriler elde edilebilir.

Giderek kurumların anlamaya ve uygulamaya çalıştıkları, bir yaklaşım olan kurumsal mimari kavramı bu gereksinime hizmet eder. Kurum değerini maksimize etme hedefi ile, organizasyonların temel bileşenlerinin hiyerarşik, soyut, ilişkisel ve bütünsellik içinde tanımlanması esasına dayanır. Böylece bir görevin hangi amaca hizmet ettiği, bir uygulamanın hangi süreçte kullanıldığı, bilgi çalışanlarının hangi bilgilere ne şekilde ihtiyaç duyduğu gibi pek çok bilgiye kolaylıkla erişmek mümkün hale gelir.

Kurumsal mimari temelde, 4 ana yapıyı ve ilişkilerini ortaya koyar; iş ve süreç mimarisi, veri ve bilgi mimarisi, çözüm ve uygulama mimarisi ile teknoloji ve altyapı mimarisi. Bu 4 ana ve kapsamlı yapının kavramsal, mantıksal ve fiziksel katmanlar olarak modellenmesi esasına dayanır.

Tüm bu yapıyı kurgulamak, kurumun özellikle BT ile iş birimlerinin arasında, ortak bir dil geliştirmesi açısından çok uygun bir ortam yaratır. BT nin sınırlı kaynakla, sağlıklı ve gerçekci bir talep yönetimi uygulayabilmesi açısından da önemli bir araç olan kurumsal mimari yaklaşımı, zamana yayılarak ve kademeli olarak kapsamın genişletilmesine dayalı yapılan bir çalışma olmalıdır. Bu çalışma içerisinde mevcut durum ve hedeflenen işleyiş da yer alarak, BT ve işbirimlerine yönelik yol haritaları da ortaya konmuş olur. Yani kurumsal mimari iş stratejilerini baz alarak, işin dönüştürülmesi, geliştirilmesi için de önemli bir araçtır.

Kurumlar içerisinde çok çok fazla bilgi bulunuyor, ancak çoğu zaman bu bilgiler bir işe yaramıyor. Bilginin kurumsal bir değer olarak benimsenmesi felsefesini ön plana çıkartan kurumsal mimari çalışmaları sonucunda, kurumun mevcut sistemler arasında en etkin işleyişi, en hızlı şekilde sağlamak amacıyla konumlandırılabilecek en etkin çözümlerden birisi iş süreçleri yönetim sistemleridir. 4 ana yapıyı kapsayacak şekilde kurumun işleyiş mimarisi oluştrulduktan sonra, etkin işleyiş için gereken, ancak eksik olan işleyişin tesbit etmek kolaylaşıyor. Bundan sonra, doğru ve güncel bilgiyi, doğru zamanda, doğru kişiye, en etkin şekilde sunacak işleyişi sağlamak amacıyla konumlandırılacak en doğru teknoloji iş süreçleri yönetim sistemleridir. Başlıbaşına kapsamlı bir teknoloji olan iş süreçleri yönetim sistemleri konusunda işleyişi standartlaştırmak ve iş kurallarını uygulamak, süreç şeffaflığını ve denetlenebilirliğini artırmak, süreç performanslarını geliştirme amaçlı verileri toplamak, kurumsal sistemler arası entegrasyonu sağlamak, BT yönetişimini destekleyecek altyapıyı kurmak gibi pekçok diğer temel kazanımı da gözden kaçırmamak gerekir.

Mind2Biz Informatics olarak bu konularda farkındalığı artırmak için eğitim seminerleri ve detaylı kurumsal eğitimler veriyoruz. Ayrıca, manuel veya kelime işlemci, tablo ve çizim uygulamaları ile yönetmek mümkün olamayan bu gereksinimlere özel tasarlanmış kurumsal uygulamalara yönelik de ürün sağlama ve danışmanlık hizmetlerimiz bulunmakta.

Sistem davranışlarını değiştirmek uzun sürer, bunun iletişimi de oldukça zor bir konudur. Teknolojideki gelişmeler hızlı ve bu tür bir uygulama olmadan doğru konumlandırmayı yapmak imkansız.


Günümüzün değişen ekonomik ikliminde kurumlar, işlerini genişletmek, pazar paylarını artırmak veya en azından korumak için yollar aramaktalar. Yeni jenerasyon taleplerle sürekli değişen piyasa koşullarına uyum sağlamak için kritik süreçlerle kurum bileşenleri arasındaki etkileşimi zamanında ve doğru hamlelerle yönetmeye çalışıyorlar. Süreç inovasyonu tam da bu noktada önemli bir yaklaşım olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle dikkat çekici kurumlar, yıllık değerlendirme ve yatırımcı toplantılarında, süreç inovasyonunu en önemli gündem maddelerinden biri haline getirmiş durumdalar. Buna karşın inovasyonu varolan mimari yapılarına entegre etmekte zorlanmaktalar. Yıllarca süreçlerin standardizasyonu üzerine odaklanmış, buna yönelik mimari yapılar kurgulamış organizasyonlar daha esnek ve yaratıcı bir bakış açısı getirmenin beklediklerinden daha zor olduğunu yaşayarak görmekteler. Bu zorluğu aşma doğrultusunda yatırımlar, süreç inovasyonunu destekleyen servis tabanlı mimari, bulut bilişim, mobil olanaklar, sosyal medya uygulamaları ve benzeri teknolojilere doğru yönelmeye başladı. Özetle kurumlar artık katı yapılar kurmaya yönelik standardizasyon çalışmaları ile yaratıcı fikirlerden beslenip yenilikler oluşturmayı hedefleyen inovasyon süreçlerini bir paradoks olmaktan çıkarıp birbirlerini destekleyecek şekilde yönetmeyi ve teknolojik yatırımlarını bu doğrutuda yönlendirmeyi hedefliyorlar.

“Kurumsal Mimari” (Enterprise Architecture) yaklaşımı kurumun varolan ve hedeflenen durumunun, stratejiler, iş süreçleri ve teknolojik kaynaklar dikkate alınarak tanımlanması ve dokümante edilmesi çalışmalarını kapsar. Aynı zamanda bir yönetim modelidir. Kurumun misyonunu gerçekleştirebilmesi için gereken stratejik bilgi/birikim altyapısını oluşturmayı hedefler ve değişen koşullara adapte olunabilmesi için varolan durumdan hedeflenen yapıya bir plan dahilinde geçişi sağlayacak dönüşüm süreçlerini içerir. İyi tanımlanmış bir kurumsal mimari aşağıdakilere benzer temel soruları yanıtlar: Varolan yapımız kurumumuzun iş süreçlerini destekliyor mu? Süreçlerimize değer katıyor mu? Daha fazla değer katabilmesi için nasıl iyileştirilebilir? Varolan yapımız kurumumuzun hedeflerine ulaşmasını destekliyor mu?

Öte yandan “İnovasyon” latince kökenli “innovare” fiilinden türeyerek batı dillerinde yer almış bir kavramdır. Yeni ve değişik bir sonuç üretmek olarak tanımlanır. Türkçe’mizde genellikle yenilik, yenilikçilik olarak kullanılmaktadır, değişimin ele alınabilmesi, değişime ayak uydurulabilmesi için faydalanılan bir kavramdır. İnovasyon bir bakış açısı, anlayış olarak ortaya çıkar. Ürün veya hizmet, süreç ve sosyal yapıda inovasyondan bahsetmek mümkündür. Ekonomik ve sosyal faydalar, rekabet aracı, rekabet için farklılaşmayı yaratacak yenilikler gibi nitelendirmeler için kullanılır. Örneğin, kurumlar için kalite artık bir standarttır, rekabet avantajı sağlayacak farklılaşma ise inovasyon ile mümkündür.

İlk bakışta inovasyon perspektifi, kurumsal mimari gerekleri ile çatışır konumdadır. Ancak inovasyonun tanımına ve amacına baktığımızda inovasyonun hayat bulması için omurga konumunda bir yapıya gereksinim olduğu ortadadır. İnovasyonun, özellikle düşüncenin ortaya konma aşamasının yaratıcı bir süreç olduğu unutulmamalıdır. Ancak bahsedilen yaratıcı düşüncenin tasarlanması, geliştirilmesi ve uygulanması aşamalarından geçerken mimari bakış açısı ile şekillendirilmiş bir altyapıya gereksinim duyulur. Kurumsal mimari perspektifinden bakıldığında ise esas olan standartlar, yapısal yaklaşımlar ve yönetim süreçleridir. Ancak bu yapılarla ilgili gelecek beklentileri sürekli değişim koşullarına adaptasyonu gerektirir. Böylelikle de esneklik ve sınırları olmayan düşünme gereksinimi yani inovasyon gerekliliği ortaya çıkar.

Burada uygulanması gereken yaklaşım, her iki bakış açısını paradoks algısından kurtarıp birbirlerini destekleyecek şekilde eşgüdümlü olarak yönetmektir. Böylelikle süreç inovasyonu hayat bulabilir. Bu doğrultuda hizmet veren teknolojilere yatırım yapıldığında bir sinerji oluşturup kurumların rekabetçi ortamlarda değişime hızla ve ekonomik yollardan ayak uyduran yapılara kavuşmaları sağlanabilir. Değişim her zaman olacaktır ve kurumlar güçleri yettiğince değişime ayak uyduracaklar ya da ortadan kalkacaklardır. Ancak burada sadece değişime ayak uydurmak yeterli değil bunu aynı zamanda en ekonomik yollardan yapmak önemlidir.

Peki süreç inovasyonunu destekleyen teknolojiler nelerdir? Özellikle 2012 yılında ağırlık kazanan, mobil erişim, mobil iş uygulamaları, bulut tabanlı çözümler, sosyal medya ve iş çözümleri ilişkisi, büyük veri (analiz) teknolojileri. Bulut bilişim, mobil erişim ve kurumsal işbirliği teknolojileri bir süredir kurumsal sistemlerin parçası olmaya başladı. Akıllı telefonlar ve diğer mobil araçlar bilginin her noktadan tüketilebilmesine ve sürece dahil edilebilmesine olanak sağlıyor. Pek çok kurum mobil erişimi, mobil çözümleri kullanmaya başladı veya kullanmayı planlıyor. Süreçlere her noktadan, hızlı ve en önemlisi düşük maliyetlerle erişim olanağı sağlaması, bulut bilişimin rasyonelliğini belirginleştirmeye başladı. Teknoloji sağlayan kurumlar ya hızlı satın almalar ile söz konusu teknolojileri hemen bünyelerine entegre ettiler, ya da kendi kaynakları ile söz konusu gelişimi planladılar. Bunların yansıra sosyal medya kullanımı özellikle kullanıcı tecrübelerinde önemli farklar yaratmaya başladı. Büyük veri adı altında sağlanan teknolojiler, özellikle büyük ölçekli verilerden ekonomik yöntemlerle ve yüksek hızla değer üreterek, inceleme ve analiz olanakları sunulmasına olanak sağladı.

Şimdi ne yapacağız? Inovasyonu baş tacı ederken inovasyon sürecini etkin kılacak bakış açıları ve teknolojileri göz ardı etmeyeceğiz. Kurumsal mimari ve yaratıcılığı kullanarak sinerji oluşturmak, süreç inovasyonu için gereken ortamı sağlayacak, böylece kurumlar beklenen rekabet ve değişimle baş etme gücüne erişilebilecektir.


Artık daha fazla süreç odaklı düşünme zamanıFinans firmaları uzun yıllar boyunca temel uygulamalarını daha verimli ve ileri seviye kullanılabilirlik sağlayan ortamlara taşımanın yanısıra farklı kanallar üzerinden müşterilerine erişim olanakları geliştirmeye odaklandılar. Ancak bu durum gerek teknolojik altyapı, gerek uygulama çeşitliliği gerekse veri yönetimi açısından zaten sektörün yapısı gereği kapsamlı olan bilişim ortamlarını daha karmaşık yapılar haline getirdi.

Bu hızlı gelişmeler sonucunda, teknolojik olanakları daha ileri seviyeye taşımadan önce kurumların dönüp mutfağını toplaması gerekmekte. Hızla oluşan ve pazarın yönlendirdiği ve hatta dayattığı gelişmeler sonucunda oluşan gereksinimler doğrultusunda yaratılan ada çözümlerin ve konumlanan teknolojilerin işleyişteki yerlerinin tespit edilmesi gerekmektedir. Bunun için en sağlıklı yöntem tüm süreç işleyişlerini çok boyutlu olarak modellemek ve süreç adımlarının hangi kurum stratejilerine hizmet ettiğinden, süreçlerde oluşan veya kullanılan en alt detayda veri modeli ve yönetimine varacak bir kapsamda görünür hale getirilmesini sağlamaktır.

Birer veritabanı ortamı olan kurumsal mimari ve süreç modelleme araçları, kurumlara bu tür çalışmalarında gereken tüm desteği sağlamaktadır. Bunun yanısıra bu ürünler gerek denetim otoritelerinin şart koştuğu türde bilginin oluşturulması ve yönetimi, gerekse risk yönetimi konularında da çözüm sağlamaktadır. Kanal yapısının çeşitlenmesi ile güvenlik tehditleri doğru orantılı bir gelişim gösterir. Bu yapının müşteri hizmet seviyesinden ödün vermeden sağlıklı yönetimi için de bu tür sistemler büyük resmi görmek ve yönetmek açısından bire bir çözüm sağlar.

Yine süreçler çevresinde, temel çekirdek uygulamalar ve idari/destek uygulamaların üzerinde, farklı işletim ortamlarına sahip farklı uygulamaları süreç mantığında, kullanıcıya şeffaf tek bir ortamda işletimini sağlayacak iş süreçleri yönetim uygulamaları ise ön plana çıkacak diğer bir uygulama alanıdır. Bu tür uygulamalarda müşteri ve sağlayıcılara dokunan uçların da yapılandırılması gerekir. Bu nedenle de özellikle bu tür ortamların bulut yapısını kullanan mimaride olması önem taşır. Bu yapıdaki ürünler, çoğu zaman, mobil desteği de beraberinde getireceği için mobil ortamlar için ayrı uygulamalar geliştirmek ve yönetmeye çalışmak yerine tekleşmiş bir platform üzerinde tüm ortamlardan işleyişi sağlamak mümkün hale gelir. Mobilitenin vazgeçilemez bir unsur haline geldiği günümüzde bu bakış açısı BT departmanlarının bakım ve yönetim eforunda ciddi bir kazanım elde etmelerini sağlar.

Finans sektörü Türkiye açısından lokomotif sektörlerden birisidir. Ticari çarkların dönmesini sağlayan dinamizmi sağlayan, ancak gerekli denetim altyapıları ile çok net kuralları olan ve böylece global olarak kıyaslandığında sağlam bir duruşa sahip, tutarlı bir süreklilik ve büyüme gösteren bir sektör.

Sektör kuruluşları, pek çok alanda olduğu gibi bilgi teknolojileri konusunda da öncü olmaya devam ediyorlar. Ancak finans sektöründe teknolojik yapıların bu şekilde artması, yönetilmesi ve denetimi giderek zorlaşan yapılar olarak karşımıza çıkıyor. Hem kanalların ve ürünlerin çeşitlenmesi, hem güvenlik konularının çok daha yüksek seviyede ele alınması gereksinimi, hem de artan denetim baskısı, müşteri memnuniyetini de en üst seviyede tutma çabaları ile de birleşince, birtakım yönetim modellerini benimseyip uygulamadan, yönetebilmek neredeyse imkansızlaşıyor.

Kurumsal mimari bu konuda en uygun yönetim stratejilerinden birisi. Temel olarak kurumların misyon, vizyon ve hedeflerine hizmet eden bilgi, teknoloji ve süreçleri, değişimleri ile birlikte yönetmeyi amaçlayan bir strateji. Değişimleri yönetme motivasyonu ile hem mevcut mimariyi, hem de ulaşılmak istenen mimari yapıyı ve bu dönüşümün detaylarını içerir.

Kurumsal mimarinin temel faydaları

  1. Üst yönetimin beklentileri ile uyumlu bir kurumsal işleyişi güvence altına almak
  2. İş kurallarının tüm kurum genelinde doğru olarak uygulanmasını sağlayacak standartlaşmış bilgi akışı ile uçtan uça bütünleşme sağlamak
  3. Kurumdaki hertürlü değişimi yönetmek ve yürütmek
  4. Sistem ve uygulama geliştirme, modernizasyon ve kaynak kullanımı alanlarında en doğru konumlandrımayı sağlayarak pazara çıkış sürecini kısaltmak
  5. Etkin bir teknoloji ve uygulama portföy yönetimi sağlayarak BT projelerindeki yatırım geri dönüşlerini yükseltmektir

Aslında kurumsal mimari felsefesinde otomasyon projeleri öncesinde mutlaka süreci uçtan uca görmek ve bunu baz alarak optimize ettikten sonra gereksinimi ortaya koyarak projeye başlamak yaklaşımı var. Böylelikle gereksiz adımları ve aşamaları öncelikle elimine ederek, otomasyon için gerekli kaynakları en etkin şekilde kullanmak mümkün olmakta. Noktasal bakılan otomasyon projeleri, ana süreçlere katkıları irdelenmeden hayata geçirilmeye çalışıldığı takdirde, ciddi verimsizlikler ve beklenen getrileri sağlamamak şeklinde olumsuzlukları da berberinde getirecektir.

Bir anlamda mimarlık disiplininin de temelindeki felsefe aslında; yani hayata geçirmeden önce tüm çevre faktörleri de dikkate alarak modeli yapmak, işlerliğini analiz etmek, sonra yapımına geçmek veya bir değişiklik yapılacaksa önce mimari değişim projesi ile yapılabilirliğini görmek ve sonra işe başlamak şeklinde. Zaten kurumsal mimari profesyonelleri de benzer yaklaşım ile teknoloji ve iş birim yöneticileri ile sürekli dirsek temasında olarak bir anlamda farklı disiplinler arasındaki köprü görevini yerine getirirler. İş biriminin ihtiyacı ile yönetimin beklentilerini anlayarak, teknoloji ve uygulama uzmanlarının anlayacağı şekilde ifade edilmesini sağlayacak ortak bir dil geliştirirler. Bu yaklaşım, bilgi teknolojileri yatırımlarının önceliklendirmesi açısından son derece objektif bir değerlendirme ortamı sağlar ve bizzat işi yapacak uzmanlara da daha hızlı ve temiz çıktı üretebilmek yönünde destek sağlar.

Bu ortamda çok dikkat edilmesi gereken bir konu kullanıcı alışkanlıklarını dikkatli dinlemek ve mantıksal bir çerçevede hareket edilmesini sağlamaktır. Kullanıcıların “ama biz bunu hep böyle yapardık” veya “önceki sistemde yapılamadığı için bir arka yol olarak bunu yapıyorduk” şeklindeki tanımlamalarına dikkat etmek ve ana süreçlere değer katmayan çabalara girmeyi engellemek gerekir. Gereksinim belirleme, iş birimi ile bilgi teknolojileri birimi arasındaki bir işbirliği sürecidir. Modellenmiş iş süreçleri üzerinde bu çalışmaları yürütmek hem takımların ortak bir dil kullanarak birbirilerini daha iyi anlamaları, hem de duruma daha gerçekci bakabilmeleri açısından çok önemlidir.

Kurumsal mimaride farklı seviyede katmanlar yer alır. En üst seviye politika katmanıdır. Burada vizyon, misyon, standartlar ve benimsenen pratikler ve stratejiler yer alır. Kavramsal katman kavramsal veri modeli, üst düzey gereksinimler ve süreç modelleri ile veri süreç matrislerini bulunduğu seviyedir. Bir alt katman olan çözüm katmanında mantıksal veri modeli, detay süreç modelleri, iş kuralları ve veri özellikleri bulunur. En alt seviyede ise uyarlama katmanı içerisinde veritabanı tasarımı, uygulama arayüzleri, uygulama modülleri ve detaylı ağ tasarımları yer alır.

Bu tür çalışmaları ve seviyelendirilmiş kurumsal mimari yapısını oluşturmaya yönelik süreç modelleme ve kurumsal mimari araçları geliştirilmiştir. Süreçlerin uçtan uca, tüm bileşenleri ile modellendiği bu tür yapılar kurum işleyişini görebilmek , işleyişe hakim olmak ve değişime yönelik etki analizleri yaparak değişimi sağlıklı şekilde yönetebilmek açısından çok zengin olanaklar sunarlar. Süreç çeşitliliği ve karmaşıklığı anlamında finans sektörü başı çeken sektörlerden birisi olması nedeniyle bu gereksinim ön plana çıksa da, tüm sektörlerdeki firmaların bu bakış açısını benimseyerek teknoloji projelerine devam etmeden, biran önce buna benzer bir bakış açısına geçmesi gerekir.

Ayrıca kurumsal mimari, altı sigma, yalın hizmet ve üretim çalışmaları gibi detaylı kalite çalışmaları yapan kurumların da bu amaçla konumlandırmaları gereken yaklaşımların başında yer alır. Sözkonusu kurumsal mimari araçları, finans sektöründe bu tür kazanımlar sağlamanın yanısıra uyum gereksinimlerini karşılamak yönünde de ciddi avantajlar sağlamaktadır. Örneğin, süreç odaklı bir bakış açısı getiren ve süreçlerdeki risk ve kontrol noktalarının tesbitini de içeren bir denetim konusu olan “yönetim beyanı” banka üst yönetimlerine ciddi bir sorumluluk yüklemekte ve bu tür araçlar olmaksızın buna yönelik çalışmalarda yeterli etkinlik sağlanamamaktadır.

Go to top
DMC Firewall is developed by Dean Marshall Consultancy Ltd