Günümüzün değişen ekonomik ikliminde kurumlar, işlerini genişletmek, pazar paylarını artırmak veya en azından korumak için yollar aramaktalar. Yeni jenerasyon taleplerle sürekli değişen piyasa koşullarına uyum sağlamak için kritik süreçlerle kurum bileşenleri arasındaki etkileşimi zamanında ve doğru hamlelerle yönetmeye çalışıyorlar. Süreç inovasyonu tam da bu noktada önemli bir yaklaşım olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle dikkat çekici kurumlar, yıllık değerlendirme ve yatırımcı toplantılarında, süreç inovasyonunu en önemli gündem maddelerinden biri haline getirmiş durumdalar. Buna karşın inovasyonu varolan mimari yapılarına entegre etmekte zorlanmaktalar. Yıllarca süreçlerin standardizasyonu üzerine odaklanmış, buna yönelik mimari yapılar kurgulamış organizasyonlar daha esnek ve yaratıcı bir bakış açısı getirmenin beklediklerinden daha zor olduğunu yaşayarak görmekteler. Bu zorluğu aşma doğrultusunda yatırımlar, süreç inovasyonunu destekleyen servis tabanlı mimari, bulut bilişim, mobil olanaklar, sosyal medya uygulamaları ve benzeri teknolojilere doğru yönelmeye başladı. Özetle kurumlar artık katı yapılar kurmaya yönelik standardizasyon çalışmaları ile yaratıcı fikirlerden beslenip yenilikler oluşturmayı hedefleyen inovasyon süreçlerini bir paradoks olmaktan çıkarıp birbirlerini destekleyecek şekilde yönetmeyi ve teknolojik yatırımlarını bu doğrutuda yönlendirmeyi hedefliyorlar.

“Kurumsal Mimari” (Enterprise Architecture) yaklaşımı kurumun varolan ve hedeflenen durumunun, stratejiler, iş süreçleri ve teknolojik kaynaklar dikkate alınarak tanımlanması ve dokümante edilmesi çalışmalarını kapsar. Aynı zamanda bir yönetim modelidir. Kurumun misyonunu gerçekleştirebilmesi için gereken stratejik bilgi/birikim altyapısını oluşturmayı hedefler ve değişen koşullara adapte olunabilmesi için varolan durumdan hedeflenen yapıya bir plan dahilinde geçişi sağlayacak dönüşüm süreçlerini içerir. İyi tanımlanmış bir kurumsal mimari aşağıdakilere benzer temel soruları yanıtlar: Varolan yapımız kurumumuzun iş süreçlerini destekliyor mu? Süreçlerimize değer katıyor mu? Daha fazla değer katabilmesi için nasıl iyileştirilebilir? Varolan yapımız kurumumuzun hedeflerine ulaşmasını destekliyor mu?

Öte yandan “İnovasyon” latince kökenli “innovare” fiilinden türeyerek batı dillerinde yer almış bir kavramdır. Yeni ve değişik bir sonuç üretmek olarak tanımlanır. Türkçe’mizde genellikle yenilik, yenilikçilik olarak kullanılmaktadır, değişimin ele alınabilmesi, değişime ayak uydurulabilmesi için faydalanılan bir kavramdır. İnovasyon bir bakış açısı, anlayış olarak ortaya çıkar. Ürün veya hizmet, süreç ve sosyal yapıda inovasyondan bahsetmek mümkündür. Ekonomik ve sosyal faydalar, rekabet aracı, rekabet için farklılaşmayı yaratacak yenilikler gibi nitelendirmeler için kullanılır. Örneğin, kurumlar için kalite artık bir standarttır, rekabet avantajı sağlayacak farklılaşma ise inovasyon ile mümkündür.

İlk bakışta inovasyon perspektifi, kurumsal mimari gerekleri ile çatışır konumdadır. Ancak inovasyonun tanımına ve amacına baktığımızda inovasyonun hayat bulması için omurga konumunda bir yapıya gereksinim olduğu ortadadır. İnovasyonun, özellikle düşüncenin ortaya konma aşamasının yaratıcı bir süreç olduğu unutulmamalıdır. Ancak bahsedilen yaratıcı düşüncenin tasarlanması, geliştirilmesi ve uygulanması aşamalarından geçerken mimari bakış açısı ile şekillendirilmiş bir altyapıya gereksinim duyulur. Kurumsal mimari perspektifinden bakıldığında ise esas olan standartlar, yapısal yaklaşımlar ve yönetim süreçleridir. Ancak bu yapılarla ilgili gelecek beklentileri sürekli değişim koşullarına adaptasyonu gerektirir. Böylelikle de esneklik ve sınırları olmayan düşünme gereksinimi yani inovasyon gerekliliği ortaya çıkar.

Burada uygulanması gereken yaklaşım, her iki bakış açısını paradoks algısından kurtarıp birbirlerini destekleyecek şekilde eşgüdümlü olarak yönetmektir. Böylelikle süreç inovasyonu hayat bulabilir. Bu doğrultuda hizmet veren teknolojilere yatırım yapıldığında bir sinerji oluşturup kurumların rekabetçi ortamlarda değişime hızla ve ekonomik yollardan ayak uyduran yapılara kavuşmaları sağlanabilir. Değişim her zaman olacaktır ve kurumlar güçleri yettiğince değişime ayak uyduracaklar ya da ortadan kalkacaklardır. Ancak burada sadece değişime ayak uydurmak yeterli değil bunu aynı zamanda en ekonomik yollardan yapmak önemlidir.

Peki süreç inovasyonunu destekleyen teknolojiler nelerdir? Özellikle 2012 yılında ağırlık kazanan, mobil erişim, mobil iş uygulamaları, bulut tabanlı çözümler, sosyal medya ve iş çözümleri ilişkisi, büyük veri (analiz) teknolojileri. Bulut bilişim, mobil erişim ve kurumsal işbirliği teknolojileri bir süredir kurumsal sistemlerin parçası olmaya başladı. Akıllı telefonlar ve diğer mobil araçlar bilginin her noktadan tüketilebilmesine ve sürece dahil edilebilmesine olanak sağlıyor. Pek çok kurum mobil erişimi, mobil çözümleri kullanmaya başladı veya kullanmayı planlıyor. Süreçlere her noktadan, hızlı ve en önemlisi düşük maliyetlerle erişim olanağı sağlaması, bulut bilişimin rasyonelliğini belirginleştirmeye başladı. Teknoloji sağlayan kurumlar ya hızlı satın almalar ile söz konusu teknolojileri hemen bünyelerine entegre ettiler, ya da kendi kaynakları ile söz konusu gelişimi planladılar. Bunların yansıra sosyal medya kullanımı özellikle kullanıcı tecrübelerinde önemli farklar yaratmaya başladı. Büyük veri adı altında sağlanan teknolojiler, özellikle büyük ölçekli verilerden ekonomik yöntemlerle ve yüksek hızla değer üreterek, inceleme ve analiz olanakları sunulmasına olanak sağladı.

Şimdi ne yapacağız? Inovasyonu baş tacı ederken inovasyon sürecini etkin kılacak bakış açıları ve teknolojileri göz ardı etmeyeceğiz. Kurumsal mimari ve yaratıcılığı kullanarak sinerji oluşturmak, süreç inovasyonu için gereken ortamı sağlayacak, böylece kurumlar beklenen rekabet ve değişimle baş etme gücüne erişilebilecektir.


Go to top
DMC Firewall is a Joomla Security extension!